Fethiye’de denizi konuşurken çoğu zaman suyun rengine, koyların güzelliğine, kıyıya sıralanan teknelere bakıyoruz. Oysa bu güzelliğin devamı, suyun altında neler olduğuyla da yakından ilgili. Son günlerde gündeme gelen mapa-şamandıra sistemini ben biraz da bu yüzden önemsiyorum. Konu teknik görünse de denizi kullanan herkesi, turizmden geçimini sağlayanları ve bu kıyıların geleceğini ilgilendiriyor.
8 Eylül’de Fethiye’de yapılması planlanan programda, körfezdeki dip çamuru temizliğiyle birlikte deniz çayırlarının korunmasına yönelik mapa-şamandıra sisteminin tanıtılması bekleniyor. Aynı programda yer alsalar da bunlar farklı işler: Biri dipte biriken çamurun temizlenmesine, diğeri teknelerin koylarda bağlanma düzenine odaklanıyor.
Peki, bu sistem günlük hayatta neyi değiştirecek?
En anlaşılır haliyle amaç, teknelerin gelişigüzel demir atması yerine önceden belirlenmiş bağlama noktalarını kullanması. Mapa, halatın bağlandığı sabit bağlantı elemanı; şamandıra ise su yüzeyindeki bağlama düzeninin görünen parçası. Bakanlığın açıkladığı modelde şamandıralar deniz tabanındaki tonozlara bağlanıyor, kıyıda oluşturulan mapa noktalarıyla da teknelerin ağaçlara halat bağlamasının önüne geçilmesi hedefleniyor.
Bu düzenlemenin çevre açısından gerekçesi var. Deniz çayırları, suyun altında uzanan ve pek çok canlının barınmasına imkân sağlayan yaşam alanları. Karbon depoluyor, deniz tabanının ve kıyı ekosisteminin korunmasına katkıda bulunuyorlar. Kontrolsüz demirleme de bu hassas alanlar üzerindeki baskılardan biri. Dolayısıyla tekneden bırakılan bir çapanın etkisi, yüzeyden gördüğümüzden daha büyük olabiliyor.
Benim burada önemsediğim nokta, koruma hedefinin uygulamada ne kadar karşılık bulacağı. Bağlama noktalarının yer seçimi, kurulum yöntemi, bakım ve denetim birlikte değerlendirilmeden yalnızca şamandıra sayısı üzerinden başarıdan söz etmek erken olur. Deniz çayırlarını korumak için kurulan bir sistemin sonucu da bu alanların durumuyla ölçülmeli.
Projenin kapsamını doğru tarif etmek de gerekiyor. Kamuoyuna yansıyan son revizyon haberlerinde Göcek-Dalaman koyları için 17 koy ve 856 tekne bağlama kapasitesi belirtiliyor. Bu rakam, Fethiye’deki bütün koyların aynı uygulamaya alındığı anlamına gelmiyor. Hangi koyda kaç teknenin, hangi koşullarda bağlanabileceğinin açıkça gösterilmesi gerekiyor.
İşin bir de tekne sahiplerini doğrudan ilgilendiren tarafı var. DERİA’nın resmî internet sitesinde şamandıra ve mapa kiralama ile rezervasyon hizmeti sunuluyor. Yani mesele, denize yerleştirilen ekipmanla sınırlı değil; kullanımın planlanmasını da kapsıyor.
Tam burada küçük tekne sahibinin, günübirlik tur yapan işletmecinin ve ziyaretçinin aklına gelecek sorular önem kazanıyor: Ücretler nasıl belirlenecek? Yoğun günlerde yer bulunabilecek mi? Kısa süreli bağlanmalar nasıl düzenlenecek? Hava şartları nedeniyle güvenli bir koya sığınması gereken tekneye nasıl yardımcı olunacak?
Bana göre bu sorulara anlaşılır yanıtlar verilmesi, projenin benimsenmesi açısından en az kurulum kadar önemli. Kuralları önceden bilen tekneci rotasını ve masrafını planlayabilir. Belirsizlik ise hem kullanıcıyı hem sahada çalışan görevlileri zorlar.
Üstelik bağlanma düzeni, koyların korunmasındaki işlerden yalnızca biri. Atık suyun toplanması, çöplerin alınması, tekne yoğunluğunun yönetilmesi ve denetimin sürekliliği de aynı ciddiyetle ele alınmalı. Ben bir koyun başarısını değerlendirirken kaç şamandıra konulduğunun yanında su kalitesine, deniz tabanına ve kullanım yoğunluğuna da bakılmasını beklerim.
Fethiye’nin deniz turizmiyle geçinen insanlarının deneyimi bu süreçte değerli. Kaptanların, küçük tekne sahiplerinin, bölgedeki işletmelerin ve bilim insanlarının görüşlerinin uygulamaya yansıması, sahadaki sorunların daha erken görülmesini sağlayabilir.
Mapa-şamandıra sistemi, doğru planlanır ve düzenli denetlenirse koyların korunmasına katkı sunabilir. Benim beklentim, bu katkının ölçülmesi ve sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılması. Hangi alanda iyileşme sağlandı, nerede sorun sürüyor, hangi kuralın değişmesi gerekiyor; bunları bilmek isterim.
Çünkü Fethiye’nin koylarını korumak, hepimizin hayatına dokunan bir mesele. Bugün alınan kararların değerini de gelecek yıllarda aynı koyda karşılaşacağımız deniz gösterecek.