Mevcut Başkan Osman Çıralı’nın yeniden aday olduğu süreçte, Kemal Hıra da başkan adaylığı için çalışmalarını sürdürüyor. Hıra’nın Özer Olgun Kültür Merkezi’nde gerçekleştirdiği lansman da seçim gündeminin son gelişmeleri arasında yer aldı.
Ben bu sürece bakarken, adayların etrafında oluşan heyecan kadar üyelerin beklentilerini de konuşmamız gerektiğini düşünüyorum. Nasıl bir oda isteniyor? Üye, işinde bir sorunla karşılaştığında hangi desteğe ulaşmayı bekliyor? Seçim döneminde verilen sözlerin takibi nasıl yapılacak?
Bunlar, sandık öncesinde üzerinde durmaya değer sorular.
Bir toplantının kalabalık olması, aday açısından moral ve destek göstergesi olabilir. Ancak seçim sonucu hakkında tek başına kesin bir şey söylemez. Fotoğrafta görülen heyecanla sandıkta ortaya çıkacak tercihi birbirine karıştırmamak gerekiyor. Üyelerin kararına saygı duymanın ilk şartı da sonucu onlar adına önceden ilan etmemek.
Benim adaylardan duymak istediğim, üyelerin günlük işlerine dokunacak somut öneriler. Örneğin küçük bir işletme sahibi, yararlanabileceği destekleri nereden öğrenecek? İşini dijital ortama taşımak isteyen bir üye nasıl yönlendirilecek? Nitelikli çalışan arayan işletmelerle meslek eğitimi veren kurumlar arasında nasıl bir iş birliği kurulacak?
Bir proje açıklandığında, onun hangi ihtiyaca cevap verdiğini de anlayabilmeliyiz. Kim yararlanacak, ne zaman başlayacak, hangi kaynakla yürütülecek? Bu ayrıntılar, üyelerin farklı önerileri karşılaştırmasını kolaylaştırır.
Odanın her ekonomik sorunu tek başına çözmesini beklemek elbette gerçekçi olmaz. Fakat üyelerin taleplerini düzenli biçimde toplaması, ilgili kurumlara taşıması ve takibini yapması beklenebilir. Bir başvurunun hangi aşamada olduğunu öğrenebilmek bile üye açısından önemlidir. İnsan, talebinin duyulduğunu ve ilgilenildiğini bilmek ister.
Burada temsil meselesi de öne çıkıyor. Küçük işletmenin gündemiyle büyük işletmenin gündemi her zaman aynı olmayabilir. Turizmle uğraşanın, üretim yapanın, inşaat sektöründe çalışanın ya da ticaretini mahalle ölçeğinde sürdürenin farklı ihtiyaçları bulunabilir. Oda yönetiminin başarısını, bu farklı seslere ne kadar ulaşabildiği üzerinden de değerlendirmek gerektiğine inanıyorum.
Seçim sürecinde mevcut çalışmaların konuşulması kadar yeni önerilerin tartışılması da sağlıklı. Osman Çıralı’nın yönetim dönemine ilişkin değerlendirmeler somut faaliyetler ve sonuçlar üzerinden yapılmalı. Kemal Hıra’nın önerileri de uygulanabilirliği ve üyeye sağlayacağı fayda bakımından ele alınmalı. Her iki isim için de aynı ölçüyü kullanmak, tartışmayı daha adil ve daha faydalı hale getirir.
Eleştiri elbette olacak. Adaylar birbirlerinin çalışmalarını ve vaatlerini sorgulayacak. Üyeler de memnuniyetlerini veya itirazlarını dile getirecek. Yeter ki bu tartışma kişisel kırgınlıklara dönüşmesin. Fethiye’de seçimden sonra da aynı sokakta karşılaşılacak, aynı masada iş konuşulacak, aynı şehrin sorunlarına çözüm aranacak.
Benim için güven veren bir başka konu da seçim sonrasında kurulacak iletişim. Üyeler yalnızca sandığa giderken hatırlanmak istemez. Belirli aralıklarla yapılan bilgilendirmeler, erişilebilir bir yönetim ve verilen sözlerin hangi aşamada olduğunu gösteren açıklamalar, kurumla üye arasındaki bağı güçlendirebilir.
Bu nedenle adayların seçim gününe kadar ne anlatacağı kadar, seçimden sonraki çalışma düzenini nasıl tarif edeceğini de önemsiyorum. Üyeye hangi kanaldan ulaşılacak? Talepler ne kadar sürede yanıtlanacak? Yapılan çalışmaların sonucu nasıl paylaşılacak? Bunların açıkça konuşulması, seçim heyecanına içerik kazandırır.
17 Ekim’e giderken dileğim, üyelerin adayları dinlediği, sorularını rahatça sorduğu ve kararını kendi değerlendirmesiyle verdiği bir süreç yaşanması. Her adayın emeğine, her üyenin tercihine saygı gösterilmesi.
Sandıktan kim çıkarsa çıksın, ertesi gün bir üye odanın kapısını çaldığında derdini anlatabileceği ve yanıt alabileceği bir kurumla karşılaşmalı. Ben bu seçimin ardından en çok buna bakacağım.